Laiklikten vazgeçmiyoruz

 

– İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Taliban rejimini savunanlara tepki gösterdi. İKD’den yapılan açıklamada şöyle denildi: “Afganistan’da Taliban’ın iktidarı almasını büyük bir coşku ile karşılayan ve ülkemizde Taliban yönetimine öykünen gerici kesimler şer- i hukuk talep etmektedir. Bununla birlikte son günlerde Diyanet İşleri Başkanı’nın Anayasa’nın laiklik ilkesini alenen ayaklar altına alan söylem ve eylemleri gündemden düşmüyor. Diyanet bugün adeta bir şeyhülislamlık görevi görmektedir. 

Adli yıl açılışında ortaya çıkan fotoğraf ve sonrasında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın laiklik karşıtı açıklamaları kabul edilemez!  Bu açıklamalar ile AKP iktidarı, adım adım laikliği tasfiye girişimlerini yeni bir aşamaya taşımak istemektedir.

Ülkemiz uzun yıllar emperyalizmin yeşil kuşak projesi çerçevesinde kuşatılmış, 12 Eylül faşist darbesiyle birlikte gerici bir tahakküm altına alınmıştır. Bu tahakkümün ürünü olarak bugün AKP eliyle yeni bir rejim inşa edilmiştir. Son yirmi yılda atılan adımlarla Cumhuriyet’in bütün kazanımları rafa kaldırılmıştır. Laiklik ilkesi de artık anayasada sadece lafzi düzeydedir.

Toplumun laiklik talebi ise iktidar tarafından dinsizlik yaftası ile manipüle edilmeye çalışılmaktadır. Dini inançların siyasetin konusu haline getirilmesinin, tam aksine, adlı adınca din istismarı olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

AKP eliyle kurulan yeni rejimin en temel karakterini Diyanet İşleri Başkanı’nın son açıklamaları özetlemektedir. Ali Erbaş’ın inançların ticarete, siyasete, yargıya ve toplumsal yaşama yön vermesi gerektiğine dair ifadeleri laikliğin tam da neden gerekli olduğunun özetidir.

Diyanet İşleri Başkanı’na buradan bir kez daha hatırlatıyoruz: evet inançlar bireyseldir, inançlar siyasetin konusu değildir! Devlet yönetiminin, ticaretin, hukukun ve toplumsal yaşamın dini referanslarla şekillendirilmesine karşı, laikliğin tasfiyesine karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceğiz!

Laikliğin tasfiyesi başta kadınlar olmak üzere bütün toplumun yurttaşlık haklarının ortadan kaldırılmasıdır. Kul ve tebaa anlayışı ile itaatkar ve sindirilmiş bir toplum modelinin adımlarıdır. Bugün başta gündemdeki Afganistan olmak üzere, gerici rejimlerle yönetilen ve laikliğin ortadan kaldırıldığı bütün ülkelerde kadınların mahkûm edildiği karanlık ortadadır.

Ülkemiz adım adım bu karanlığa sürükleniyor.

Yıllardır dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefi ile imam hatip okulları, zorunlu din dersi, zorunlu- seçmeli din dersi dayatmaları, eğitim müfredatının bilimsellikten uzak gerici ideolojik bir anlayışla yeniden yapılandırılması gibi adımlarla eğitime büyük bir darbe vuruldu. 

Eğitimde birlik ilkesi yok sayılırken, gerek “yasal” gerekse merdiven altı binlerce sıbyan mektebi ve medrese yoksul emekçi çocuklarını bilimsel eğitimden kopardı.

Devletin değişik kademelerinde tarikat ve cemaatlerin kadrolaşmasının önü açıldı. Yatılı cemaat yurtları, yatılı Kur’an kursları ve değişik adlarla bu gerici örgütlenmelerin militan yetiştirmelerine göz yumuldu. Tarikat ve cemaatlerin uzantısı olduğu açıkça bilinen dernek ve vakıflara merkezi ve yerel yönetimler aracılığı ile büyük kaynaklar aktarıldı, emekçilerin hakları gasp edilirken bu örgütlenmeler büyük holdinglere dönüştürüldü. 

Sosyal yaşamda haremlik selamlık uygulamalar olağan hale getirildi. Yobazların kadınları aşağılayan fetvaları ve vaazlarına onay verildi.

Müftülere nikah yetkisi tanınarak Medeni Kanun ayaklar altına alındı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli düzenlemeler içeren İstanbul Sözleşmesi yine tarikat ve cemaatlerin talebi ile rafa kaldırıldı, kadına yönelik şiddete onay verildi.

Bütün bu adımlar AKP eliyle kurulan yeni rejimin gerici karakterini açıkça ortaya koymaktadır. İktidarın bunlarla yetinmek istemediği açıktır. Önümüzdeki günlerde yeniden Anayasa’da laiklik tartışmalarının açılması olasıdır.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açıklamaları, devlet protokolünde ön sıralara kaydırılması ve bütün devlet törenlerinde boy göstermesi Anayasal bir ilke olan laikliğin ayaklar altına alındığının ilanıdır. Ne yiyeceğimizden nasıl selamlaşacağımıza kadar toplumsal yaşamın fetvalarla belirlenmesi çabaları da şeriat yönetimine geçişin provalarıdır.

Biz kadınlar laiklikten vazgeçmiyoruz! Anayasanın laiklik ilkesinin gerekleri yerine getirilmelidir!

Laiklik için çağrımızı ve taleplerimizi bir kez daha kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Laikliğin tesisi için

-Bugün ülkemizde AKP’nin ideolojik işler başkanlığı gibi çalışan ve siyasi bir kurum haline dönüşen Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır. Devletin din hizmetleri laiklik esasına göre yeniden düzenlenmelidir.

-Din adamlarının eğitimde, siyasi ve toplumsal yaşamda idari görevlerine son verilmeli, din kurumunun devlet kurumlarındaki varlığı ortadan kaldırılmalıdır.

-Anayasanın laiklik ilkesi ayaklar altına alınarak çıkarılan ve müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa iptal edilmelidir.

 

-Hükümet ve gerici belediyeler eliyle yürütülen toplumsal yaşamı haremlik selamlık esasına göre düzenleyen, kadınları toplumdan yalıtan uygulamalara son verilmelidir.

-Devletin bütün kademelerine yerleşmiş, sosyal yaşamı adeta paralel hukuk ile tahakküm altına alan tarikat ve cemaatlerin egemenliğine son verilmelidir.

-Tarikat ve cemaat yurtlarına el konulmalı, barınma ve yardım ihtiyacı olan bütün çocuklar devlet koruması altına alınmalıdır.

-Özel kurum ve vakıflara bağlı “yatılı din eğitimi” yasaklanmalı, bütün “yatılı Kuran kursları” kapatılmalıdır. Cemaatlere bağlı okullar ve dershane gibi “eğitim kurumları” laik ve bilimsel eğitim ilkelerine uygun bir biçimde devletleştirilmelidir.

-Tarikat ve cemaatlerin uzantısı olan dernek ve vakıflara merkezi ve yerel yönetimler aracılığı ile kaynak aktarılmasına son verilmelidir.

 

-Tarikat ve cemaatlerin değişik devlet kurumları ve bakanlıkların içerisindeki kadrolaşmaları ortadan kaldırılmalıdır.

-Laik ve bilimsel eğitim sistemi esasına göre yeni bir müfredat oluşturulmalıdır.

-Karma eğitimi hedef haline getiren uygulamalara son verilmeli, kadın üniversiteleri projesi iptal edilmelidir.

 

-Zorunlu din dersleri kaldırılmalı, seçmeli ders adı altında din dersi dayatmasından derhal vazgeçilmelidir,

 

-Meslek okulu olmaktan çıkan ve gerici siyasete kadro yetiştiren kurumlar haline dönüşen İmam Hatipler kapatılmalıdır.

 

-Medreseler ve sıbyan mektepleri kapatılmalı, bütün eğitim kurumları laik ve bilimsel eğitim çerçevesinde eğitim birliğine dahil edilmelidir.

 

-Gerek Diyanet, gerekse tarikat ve cemaat uzantısı dernek ve vakıflarla Milli Eğitim Bakanlığı’nın imzaladığı bütün protokoller iptal edilmeli, bu yapıların eğitim sistemindeki varlığına son verilmelidir.

Laikliğin tasfiyesi en başta kadınların esaret altına alınması demektir.

Laikliğin adım adım tasfiye edilmesine, ülkemizin karanlığa sürüklenmesine kadınlar sessiz kalmayacak! Taliban’a öykünenlerin bu ülkenin geleceğini karartmasına izin verilemez! Gericiliğe karşı laiklik mücadelemiz kadınların eşit ve özgür yaşayacakları bir düzen kurulana dek sürecektir.”

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Feridun Bahşi İtalya’da

Sözde turizmi teşvik yasası