Kadın Yarı

Evet,  güzel bir manzaraya bir köprünün üstünden bakar. Fotoğraflarsınız benim gibi sonsuz maviyi..

Hatta bir de çay varsa yanınızda, manzara daha bir güzelleşir, mest olursunuz.

Peki ama nedir bu isim? Neden kadın yarı? Çaresiz kadınlar mı atlıyormuş buradan?

Neden bu yakıştırma?

Antalya şehir tarihinde, rivayet odur ki eski zamanlarda,  Tekelioğlu dönemi diye bahsediliyor kimi yerde; günahkar/kötü kadın addedilen kadınlar, bir çuvalın içine bir kedi ile birlikte konur, çuvalın ağzı bağlanır ve yardan/ uçurumdan aşağıya atılırmış.

Eğer çuval kendiliğinden yukarı çıkar ve açılırsa, kadın affedilirmiş. Hiç kurtulan olmuş mudur? Sanmıyorum.

Kedi mi ne alaka? Nankörlükle ilişkilendirilmiş. Kadın ahlaksız ve nankör, kedi nankör. Eşleştirmişler öylece.

Kedinin görevi belki de, kadın ölene kadar çuvalın içinde, kadına can havliyle tırmalayarak işkence etmektir. Ama yine de ne için konulduğunu tam bilemedim kedinin. Ortada sadece rivayetler var sonuçta. Kim bilir kaç kadın yatıyor bu yarın altında?

Velhasıl ahlak- kadın birlikteliğinin o zamanlardaki sonucu rivayetlere göre işte böyle olmuş. Kadın erkeğin iki dudağı arasında. Neye göre ve kime göreyse kötü kadın ve ahlaksızlık?

Ahlaksızsa koy çuvala, at kediyle uçuruma, kadın canı mı? Bedava..

Ahlak=kadın cinselliği. Kadın erkeğin zapt-ı raptından çıkmamalı öyle değil mi?

Erkek sahip, kadın hep köle belli ki.

Mesela erkek kötü erkek/ ahlaksız diye atılmış mı böyle? Var mı öyle bir hikaye? Erkeğin şanıdır her durumda, erkek hep efendi..

Ahlak ve kadın kurgusu geçmişten bu yana hatalı oturmuş bize bence. Tam da efendilerin, ataerkil düzenin istediği biçimde.

Ahlakı kadın cinselliğine bağlayanlar, asıl ahlaksızlıklarını bununla kapatmışlar. Çalma çırpma, hile hurda vs. değil de kadının bedenine yamamışlar. Minare/kılıf misali.

Arada olan da bu ataerkil düzende hep kadına olmuş.

Şimdilerde öyle belki yardan atılmıyorlar lakin, namus, o/ bu kisvesi altında her gün, katledilmeleri dahil, şiddetin her türüyle karşı karşıya kadınlar. Şiddet için bahane çok ve tabi ki kadının adı toplumda hala tam oturmadı, bazı yerlerde ise hiç yok.

Cumhuriyet’ten bugüne kazanımlarımız önemli. Eşit yurttaş, vatandaş olarak özgürlüklerimize sahip çıkmamız, ister özel ister tüzel alanda cinsiyet ayrımcılığının son bulması, kadının gerçek anlamda özgür nefes alması, insan hakları çerçevesinde haklarının tanınması/ olması ve bu haklara sahip çıkmamız çok önemli.

Öncelikle ahlak anlayışımız hatalı, ahlak anlayışımız.

Buradaki hatayı düzeltebilirsek, evrensel değerlerde, eşitlik adalet, hak, hukuk bilincinde bireyler yetiştirip, kendimiz de bu bilince erebilirsek, işte o zaman kadınla, onunla, bununla, birbirimizle uğraşmak yerine; bilime ilime, geleceğe, refaha, birlikte nasıl daha iyi oluruza yönelip el birliğiyle bu toplumu ayağa kaldırabiliriz ve bizler de hak ettiğimiz şekilde yaşayabiliriz.

Değilse mi? “Kadın yarı” ismen kalır tabi, hâlâ yerindedir, belki kadınlar artık oradan atılmıyor ve atılmaz. Lakin başka başka yerlerde kadın yarı, erkek yarı, öteki yarı, beriki yarı orada burada görünmeyen yarlar ortaya çıkar. Göremeyiz ama hissederiz, biliriz, vardır. Bu defa bu görünmeyen ve hissettiğimiz yarlardan habire atmaya çalışırız ya da atarız insanları. Ve bu böyle sürer gider. Sonuç mu? İşte o zaman biz hiç düze çıkamaz ve asla iflah olmayız.

Ne diyelim, kadın yarı ismi kalmış öyle, tarihtir, yapacak bir şey yok geçmişe.

Böyle bir isim yerine mesela, yerlerin adı; barış olsun, dostluk olsun, kardeşlik olsun, adalet olsun, sevgi olsun, deniz olsun.. Hüzün, keder, acı değil de böyle güzellikler çağrıştırsın herkese ve bunları hatırlatsın her zaman bize.

Not; Cuma günü Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Araştırmaları Merkezi’nde şehir tanıtımına ilişkin ufak bir seminer aldık. Çok da faydalı oldu açıkçası. Yaşadığımız şehrin tarihini, gelişimini bilmek tanımak güzel. Meraklıysanız mutlaka Karaalioğlu içindeki eski ipek böceği üretim merkezi olan (evet yanlış duymadınız ipek böceği üretiliyormuş Antalya’da), Kent Araştırmaları Merkezi’ ne uğramanızı öneririm. Şehre ilişkin kitaplar ihtiva eden kütüphanesi bile mevcutmuş.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Manavgat’ta nostalji rüzgarı

Kadına şiddete karşı duruş